Helikopter Anneler ve Babalar: Yoksa Siz de Onlardan mısınız?

‘‘Günümüz okul sistemi ve yaşam tarzı nedeniyle çocuğum yarıştaymışçasına koşmalı!’’, ‘‘Eğer çocuğum her konuda aktif olamazsa diğer çocuklardan geri kalır!’’, ‘‘En iyi işe girmek için en iyi üniversiteden mezun olmalı; en iyi üniversiteye girebilmek için ise en iyi liseye gitmeli!’’, ‘‘Parlak bir okul yaşamı için, okul öncesi donanımlı bir eğitim alması şart!’’… Bu cümleler size tanıdık geliyor mu? Günlük hayatlarımıza giren, rekabeti destekleyen ve endişe seviyemizi arttıran bu cümleler yepyeni bir ebeveyn tipi oluşumuna yol açıyor: Helikopter ebeveynler!

Helikopter ebeveynlik stili ilk kez Amerika’daki üniversitelerde konuşulmaya başlanıyor. Üniversitelerdeki öğretim görevlileri, sık sık okula gelen, sınav notlarına itiraz eden, okul şartlarını değiştirmek için toplanan ve yasal olarak yetişkin olan çocuklarının akademik yaşamlarına müdahale etmeye çalışan ebeveynleri tanımlamak için bu kavramı öne sürüyorlar.

Aşırı rekabetçi bir ortam ile başa çıkmak için gelişen helikopter ebeveynlik tarzı, çocukların iş yaşamlarında da kendini gösterebiliyor. Örneğin patronlar çalışanların ailelerinden talepkar telefonlara maruz kalabiliyorlar. Türkiye’de de bazı özel üniversiteler pek çok ebeveynden gelen talep ile eve karne yollamaya devam ediyorlar. Kısacası, helikopter ebeveynler çocuklarının hayatlarının her alanında inatçı bir kararlılıkla varlıklarını gösteriyorlar.

Helikopter kelimesinin bu ebeveynlik tarzını betimlemekte kullanılmasının en önemli sebebi, bu tarz ebeveynlerin çocuklarının etrafından hiç ayrılmamaları ve adeta ‘‘çevrelerinde uçuşarak’’ onların hayatlarının her alanında aktif olarak bulunmak istemeleri. Helikopter ebeveynlik özellikle son 15 yıldır konuşulan bir kavram. Kuşaksal olarak bakıldığında ‘‘baby boomer’’ (1946-1964 yılları arasında doğmuş) anne ve babaların, Y kuşağı (1980-2000 yılları arasında doğmuş) çocuklarını yetiştirme tarzlarına tekabül ediyor.

Hırslı ‘‘baby boomer’’ anne ve babalar çocuklarının her alanda ve olabildiğince çok alanda en iyi olabilmesi için aşırı kontrollü ve planlı bir ortam yaratmaya çalışıyorlar. Her helikopter ebeveyn, şüphesiz ki, yaptığının çocuğu için en iyi olduğuna ve bu sayede çocuğunun hayatta başarılı olacağına dair derin bir inanç ile davranışlarını biçimlendiriyor. Peki durum gerçekten böyle mi? Helikopter davranış biçimi çocukların gelişiminde nasıl bir etkiye sahip?

Aileleri tarafından aşırı kontrolcü bir ebeveynlik tarzı ile yetiştirilen çocuklar, yüksek baskıya maruz kalıyorlar ve öz kontrolleri ile karar alma becerileri yeterince gelişemiyor. Dolayısıyla, bu çocuklar yetişkinliğe adım atarken, ailelerinden kopma ve bireyselleşme süreçlerinde sıkıntı yaşıyorlar. Buna ek olarak, ebeveynleri tarafından başarı koşuluna bağlı sevgi ve ilgi gören çocuklar, koşulsuz kabul ile güven duygularını geliştirmekte zorlanıyorlar. Bu durum sosyal yaşamlarında ve romantik ilişkilerinde zorluk yaşamalarına sebep olabiliyor. Örneğin çocukta ‘‘Başarılı olamazsam beni sevmeyecekler.’’ önyargısı gelişebiliyor ve bu önyargı başarısızlığa tahammül edememesine sebep oluyor.

Helikopter ebeveynlik tarzını çocuk gelişimini destekleyici bir şekle sokmak için bazı temel noktalara dikkat etmek gerekiyor. Öncelikle, çocukların şahsi alanlara sahip olmaları önemli. Hayat, her zaman helikopter ebeveynlerin sağlamaya çalıştıkları korunaklı düzen içinde ilerlemiyor. Dolayısıyla, çocuğun yetişkin hayata uyum sağlayabilmesi için bireyselleşmesi ve özgüvenli bir birey olarak yetişmesi gerekiyor.  Bunun için de çocuğun büyürken, becerilerini test edeceği ve karar alma mekanizmalarını kullanarak sebep-sonuç ilişkilerini keşfedeceği bireysel bir alana ihtiyacı oluyor.

Örneğin, 4-5 yaşlarında bir çocuk, evin her odasında istediği gibi dağıtarak oyun oynamamalı ancak kendi arzusuna göre dağıtabileceği küçük bir oyun alanına da sahip olmalı. Aynı kural her yaştaki çocuk için geçerli. Bir ergenin hayatında, her ne kadar önemli kararlarda ailesine bağlı olsa da, kendi seçimlerini yapabileceği bazı alanlar bulunmalı. Bu özel alanlara saygı duymak, çocuklarda özgüven gelişimini destekliyor.

Çocuğa alan tanımanın yanı sıra, onunla kaliteli zaman geçirmek de oldukça önemli. Hedef odaklı günlük rutinlere (ödev yapmak, okulda verilen görevlere çalışmak gibi) ek olarak, çocuk ile iletişim kurmaya dayalı anlar yaratmak çocukta güven ve huzur duygularını geliştiriyor. Bu doğrultuda, aşırı dolu programları hafifletmek, beklentileri gerçekçi bir seviyede tutmak ve çocuk ile aradaki bağlantıyı kuvvetlendirecek aktivitelerle birebir vakit geçirmek önemli. Ebeveynleri ile sıcak bir ilişkiye sahip çocuklar, mutlu yetişkinler olarak büyüyorlar.

Uzm. Psk. Şeyma Çavuşoğlu Itri & Psk. Zeynep Tunalıoğlu

Kaynakça:

Cutright, M. (2008). From Helicopter Parent to Valued Partner: Shaping The Parental Relationshiop For Student Success. New Directions for Higher Education, 144, 39-48.

Gibbs, N. (2009) The Growing Backlash Against Overparenting. Time Magazine, November 30, 2009 online issue.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s