DOĞUM SONRASI İLK 6 HAFTA: YENİ ANNE OLMAK

Yeni Annenin Psikososyal ve Duygusal Adaptasyon Süreci

Annelik, bir kadının en kıymet verdiği ve hayatındaki dengeleri en belirgin şekilde değiştiren alt kimliklerden biridir. Anne olmak, her ne kadar kadınların doğasında var olan içgüdülerle şekillense de annelik öğrenilen ve zaman içinde pratik edilerek geliştirilen beceriler içerir.

Özellikle doğum sonrası lohusalık dönemi olarak adlandırılan ilk 6 hafta her anne için fiziksel, duygusal ve psikososyal zorluklar içeren ve destek gereksinimi duyulan bir dönemdir. Bu haftalar da annenin kendisine özen göstermesi ve bebeğin ihtiyaçlarını karşılama sorumluluklarını, “mükemmel anne” diye bir annenin olmadığını kendisine hatırlatarak, yerine getirmeye çalışması oldukça önemlidir. Haftaları, her ne kadar geçişleri net olmasa da, bazı ana başlıklarla birbirinden ayırarak incelemek annenin içine gireceği döneme kendisini hazırlamasına yardımcı olacaktır.

1.       Hafta

Yeni anne, normal doğum ya da sezaryen ile dünyaya getirdiği, bedeninin içindeyken tanışmaya çabaladığı o canlı ile ilk kez yüz yüze gelir. Hiçbir duygunun tarif edemeyeceğini sandığı o aşırı ve taşan mutluluk bebeği kucağına aldığında ilk defa hissedilir. Ancak, annenin bedeni yorgundur. Bu da ruh haline ve günlük rutinlerine yansır.

Fiziksel olarak yaşanılan sıkıntıların ne olduklarını ve nedenlerini doktora danışmak anneleri rahatlatacaktır. Beden eski yapısına dönmeye çabalarken kasılmalar ve sancılar olması doğaldır.

Ağır hareket eden ve bebeğin ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanabilen anne, özellikle bu ilk haftada anneliğini notlamamaya özen göstermelidir. Annenin kendisine, 9 aylık ağır bir yolculuk ve doğum gibi tüm bedenin kasıldığı ve zorlandığı bir olay yaşadığını hatırlatması gerekir. Hiç kimse ilk haftadan bebek ile nasıl bir yaşam sürmeye başlayacağını kestiremez. Bu hafta annenin sağlığına, dinlenmeye ve toparlanmaya odaklanacağı bir hafta olmalıdır. Bu sebeple, yeni annelere özellikle ilk haftalarda destek vermek çok önemlidir. Anneler, çekinmeden yakınlarından destek talep etmelidirler.

Aynı zamanda, canlı kanlı tanışılan ilk hafta, bebek ve anne arasındaki bağın oluşumu ve pekişmesi anlamında çok kıymetlidir. Annenin bebeği sık sık görmeyi arzu etmesi, bir yandan nasıl tutacağını doğru bildiğinden emin olamayıp diğer yandan sürekli sarılıp öpmek istemesi çok doğaldır. Bebek de anne de bu ilk hafta süresince duygusal bağlarını fiziksel dokunuşlarda arar ve geliştirirler. Aynı şekilde, anne emzirme psikolojisine alışır ve emzirmenin hazzını keşfeder.

2.       Hafta

Fiziksel olarak yavaş yavaş toparlanmaya başlayan anne, bedensel sıkıntılarını bir kenara koymaya başlayarak doğum sonrası değişen benliğini ve hayatını incelemeye başlar. Annenin kafasında “Ben hala eski ben miyim?”, “Daha önce hiç kimse bana bu derece bağımlı değildi. Bebeğimin ihtiyaçlarını doğru bir şekilde karşılayabilecek miyim?”, “Hayatım ne açılardan değişecek? Değişime ayak uydurabilecek miyim?”, “Ben bu annelik işini becerebilecek miyim?” gibi sorular oluşur.

Uykusuzluk, bitkinlik, yorgunluk ve bedensel zayıflık yaşayan anne duygusal ikilemler yaşamaya başlar. Anne bir yandan sevinç, gurur, mutluluk ve kıvanç duyarken; diğer yandan sinirlilik hali, gerginlik ve bunalmışlık hisleriyle savaşır. Bu süreçte, eşlerin dahil olması ve mümkünse diğer aile bireylerinin ya da yakın çevreden kişilerin anneye destek vermeleri çok önemlidir. Doğum sonrası ilk haftanın sonlarına doğru ortaya çıkan ve ikinci hafta yoğunlaşan “annelik hüznü” (baby blues), yeni annelerin %50-70’inde görülmektedir (Kara ve ark., 2001).

Yaşanan duygusal dalgalanmaların ve anneliğe bağlı endişelerin doğal bir sonucu olarak karşımıza çıkan annelik hüznü, annenin umutsuz ve huzursuz olup, keyif almakta zorlanması olarak tanımlanabilir. Bu dönemde, ağlamak da gülmek kadar doğal karşılanmalı ve anne duygularını kontrol etmeye çalışmak yerine yaşadığı gibi deneyimlemelidir. Annelik hüznü, çevreninde desteği ile birkaç hafta içerisinde azalarak ortadan kalkar. Depresif ruh halinin devam etmesi durumunda mutlaka bir uzmana danışmak gerekir.

3.       Hafta

3. hafta annenin, bebeğe ve anne olmaya alışmaya başladığı, yeni düzenin şekillendiği, dışarı daha rahat çıkmaya başladığı ve sosyal olarak daha kendisi gibi hissettiği zamanların başlangıcıdır. Anne artık bebek ile kurduğu bağa alışmış ve ne yapacağını ilk haftaya kıyasla çok daha iyi bilir halde olduğundan endişe seviyesinde ciddi bir azalma olur. Bu da mutluluk ve heyecanın daha sık ve yoğun bir biçimde hissedilmesine imkan tanır.

Hayatına kaldığı yerden ve bebeğiyle kuracağı yeni aile düzeniyle devam etmeye hazır olan anne, kadın olduğunu hatırlamaya başlar. Bu dönemde asla geri gelmeyecek sanılan cinsel dürtülerin yeniden hareketlenmesi doğaldır. Elbette cinsel arzu, fiziksel olarak ne derece toparlanıldığına ve bedenin ne derece hazır olduğuna bağlı olarak kişiden kişiye farklılık gösterir.

Annenin, günlük rutini içerisinde aynı zamanda bir kadın olduğunu hatırlaması ve kendisine ihtiyaç duyduğu bakımı sağlaması çok önemlidir. Anne, bebek bakımı ile uğraşırken kişisel bakımını ihmal etmek zorunda kalıyorsa, kendisini bir anne olmanın yanında cazibeli bir kadın gibi hissetmekte zorlanacaktır. Bu dönemde bir duş alacak ve üzerini değiştirecek vakti ona sağlayacak destekçiler paha biçilmez olacaktır. Aynı şekilde, duyguların bulaşıcı olduğu düşünülürse, mutlu bir anne mutlu bir bebek büyütecektir. Dolayısıyla, annenin kendine bakması bebeğinin refahına katkı sağlayacaktır.

4.       Hafta

4. hafta anne, baba ve bebek ilişkilerinin iyice oturmaya başladığı dönemdir. Özellikle ilk çocuklarda anne ve baba, çift olma psikolojisinden bebekli bir çift olmaya terfi ederken, ailelerinin büyümesinin hayatlarına etkilerini daha net görmüş ve deneyimlemiş olurlar. Bu dönemde anne ve babanın birbirlerine ebeveynlik rollerinin yanı sıra eşlik rollerini de hatırlatacak biçimde davranmaları önemlidir. Anne, aynı zamanda bir kadın ve eştir. Aynı şekilde baba da bir erkek ve kocadır. Birbirlerine sevgi ve aşklarını ifade etmeyi ihmal etmemeleri yeni düzene alışmalarını kolaylaştıracaktır.

Bebeklerin belli rutinleri vardır. Ancak  her gün beklenmedik bir sürpriz bu rutini alt üst edebilir. Bu nedenle, annelerin esnek olmaları, kurallarını genel seviyede tutarak anlık hareket edebilmeleri ve “mükemmel anne” olma çabalarını bir kenara bırakarak “yeterince iyi anne” olmanın mutlu bebekler yetiştirmedeki püf nokta olduğunu hatırlamaları çok önemlidir.

5.       Hafta

4. hafta sonu ve 5. hafta başı cinsel dürtülerin peşinden gidilebilecek ve çoğu doktorun cinsel ilişki yasağını kaldırdığı dönemdir. Ancak annenin kendini ne derece hazır ve istekli hissettiğine bağlı olarak beklenebilir. Cinsel dürtülerin en azından eşlerle paylaşılması ve sarılmak, öpüşmek gibi yöntemlerle tatmin edilmesi kadınlık hislerini destekler. Anne olmak, kadınlığı geride bırakmak anlamına gelmez. Aksine, hayatın zenginleştiği ve hayattaki mutluluk kaynaklarının çoğaldığı anlamına gelir.

Annenin, ilk ayı geride bıraktığı bu dönemde “bebek algısı” netleşmektedir. Bebeğini yük ya da sorumluluk olarak tanımlayan anneler için süreç zor ve stresli geçecektir. Ancak, bebeğini ona muhtaç olduğu için bir sorumluluk; onunla büyüyüp hayatına anlam katacağı için mutluluk kaynağı olarak gören anneler, daha rahat ve huzurlu bir lohusalık geçirirler.

Anne bu dönemde daha sık sosyalleşmeye, dışarı çıkmaya ve doğum öncesi yaptığı ve doğum sonrası ilk haftalarda yapamadığı işlerine geri dönmeye başlar. Anne, bebeğin dilini öğrenir, göz kontağı ile onun duygularını tanır ve artık anne olmanın tam anlamıyla nasıl bir his olduğuna vakıftır.

6.       Hafta

Lohusalık döneminin sonu olan 6. hafta, alışma evresinin geride bırakıldığı dönemdir. Artık, ailede yeni düzen oturmuş hatta eskimeye başlamıştır. Anne, bebek bakımına iyice alışmış, baba sürecin içine dahil olmuş, anne ve baba çift ilişkilerine cinsel ve duygusal anlamda geri dönmüş ve anne, kendisiyle ilgilenecek daha çok vakit bulmaya başlamıştır. Bu dönemde bedenin uykusuz ya da az uykulu sisteme alışmış olması da kolaylık sağlar. Annenin yorgunluktan kaynaklanan unutkanlıkları azalır ve anne bedensel, zihinsel ve ruhsal olarak eski formuna kavuşmaya başlar.

Bu 6 haftalık annelik stajı denebilecek lohusalık döneminde, anne kendi istek ve ihtiyaçlarını herkesten daha iyi tanımlayabilir. O an neye gereksinim duyuyorsa bunu karşılayabilecek kişilerden talep etmeye çekinmemesi çok önemlidir. Bilgi için doktorunu arayabilir, destek için yakınlarının zaman ayırmasını isteyebilir ve eşine kendi bedensel dürtüleri doğrultusunda cinsel ihtiyaçlarını dile getirebilir. Aynı zamanda, kadının kendisini ihmal etmemesi ve ihtiyaçlarına özen göstermesi daha mutlu ve huzurlu bir anne olmasına yardımcı olacaktır.

Şeyma Çavuşoğlu Itri

Uzman Klinik Psikolog 

seyma@nadisdanismanlik.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s