ÇOCUĞUN KİŞİLİĞİ DOĞUMDAN ÖNCE OLUŞMAYA BAŞLAR

¹Ellen Weber Libby (Ph.D.)’nin The Favorite Child* kitabında yayınlanmıştır. (4 Ekim 2010)

Columbia Üniversitesi’nden Dr. Catherine Monk’a göre “Yapılan araştırmalar,  annenin duygu durumunun çocuğun gelişimini doğumdan önce bile etkileyebildiğini gösteriyor.” Monk’un araştırmalarını derleyen Anne Murphy Paul da Time dergisine yazdığı son yazıda, hamile kadınların akıl sağlığının doğacak çocuklarının akıl sağlığını şekillendirebileceğini belirtmiştir. 9 aylık hamilelik sürecini inceleyen çalışmalar, bu sürecin etkileri çocuğun fiziksel, ruhsal, zihinsel ve duygusal işlevlerinin gelişiminde çok önemli olduğunu göstermektedir.

Ellen Weber Libby, benzer gözlemleri, The Favorite Child adlı yeni kitabında okuyucularıyla paylaşıyor. Carla ve Tom adında bir çift benimle çalışarak çocukları hakkındaki duygularını keşfetmek istediler. Çocuk sahibi olduktan 20 yıl sonra benimle iletişime geçme nedenleri büyük kızları Peggy için duydukları endişeydi. Peggy birkaç yazdır evinden uzak şehirlere okumaya veya staj yapmaya gitmek üzere evden ayrılacağı sırada aşırı kaygılanıyordu. Bu yüzden planlarını bir türlü yerine getiremiyordu. Peggy’nin Avrupa’da okuyan ve yazın birkaç egzotik ülkede çalışan küçük kardeşine olan kıskançlığı da aile içinde gerginlik yaratıyordu.

Birbirini takip eden aile seanslarında, Carla ve Tom Peggy’nin doğmasını bekledikleri zamanlardaki heyecanlarını anımsadılar. Tom karısının hamilelik sürecinde kendisinin de aktif bir katılımcı olduğunun altını çizerken, bebeğin Carla’nın olduğu kadar Tom’un kalp atışına da aşina olmasını istediğini söyledi.  Bu nedenle her gece yatmadan önce ve her sabah uyandığında kalbini Carla’nın karnına yaslıyordu. Bu pozisyondayken karısına ve bebeğine olan sevgisini ilan ediyor, “Küçük bebeğim merak etme her zaman birlikte olacağız” diyordu.

Hamileliğin yedinci haftasında Tom iki haftalık iş seyahatine çıktı. Tom’un yokluğunda Carla karnında sonu gelmeyen tekmeler hissediyor ve bu onun için acı verici bir durum haline geliyordu. Carla günlerce çabalamanın ve uykusuz gecelerin sonunda yorgun ve bitkin düşmüştü. Ta ki Tom geri gelip önceden yaptığı gibi kalbini Carla’nın karnına dayayana kadar. Tom’un söylediği sevgi sözleri fetüsü anında sakinleştirmişti.

Bir aile seansında Tom ve Carla birlikte “Küçük bebeğim merak etme her zaman birlikte olacağız” dedikleri anda Peggy kontrol edilemez bir şekilde ağlayarak hıçkırıklara boğuldu.  Bu kelimeler onun hiçbir zaman konuşmaya dökemediği en derin düşüncesini yansıtıyordu: Asla ailesinden ayrı bir hayat yaşayamayacağını. Şimdi Peggy bir fetüsken özümsediği bu ham duygularını dışa vurabiliyor ve bunlara anlam yükleyebiliyordu. Peggy mantıksız içgüdüler yerine, akılcı bir anlayışla duygularıyla baş edebiliyordu.  Kendi kimliğini ebeveynlerinden bağımsız olarak oluşturmayı başarıyordu.

Peggy’nin kurduğu ilk ilişki, ebeveynleriyle açık bir alışveriş şekliydi.  Kitabım için araştırma yaparken gördüm ki Peggy’nin tersine bazı insanların ilk ilişkide güçlü gördükleri duyguları, rüyalar ve vücut bazlı terapiler (masaj, watsu gibi) oluşturuyordu.  İnsanlar “deli” olarak yargılanmaktan korktukları için derin ve güçlü bağlılıklarından konuşmaya tereddüt ediyorlardı.  Onlar da bu tecrübeleri istiyorlardı, konuşma öncesi tecrübeleri ve sadece iç hayatlarında kendileri tarafından bilinmelerini.

Watsu¹ tedavisinde katılımcılar, terapistlerin kollarına tutunurlar ve terapistler katılımcıları havuzda kımıldatır ve hareket ettirirler. Profesyonellikte çok başarılı fakat samimiyet konusunda zorluklar yaşayan 40 yaşındaki Yolanda için watsu birtakım derin duygular uyandırmıştı; hayatı için savaşmak zorunda olduğunu. Yolanda tedavi esnasında terapistin kendisini düşüreceğinden ve boğulacağından ya da kafasını havuzun kenarın vurarak öleceğinden korkmuştu. Havuz suyunu amniyotik sıvıyla ve terapisti de kendisine zarar vermek isteyen annesiyle ilişkilendirmişti.

Watsu tedavisinden birkaç ay sonra, Yolanda ölüm döşeğinde olan annesini ziyarete gitti. Katı bir kadın olan annesi zalim ve kırıcı duygularını dışa vurmuştu. Yolanda’ya “Bencil bir domuzsun!” diye bağırdı. Yolanda cevap olarak annesinin onun hakkında hep bu şekilde düşündüğünü söyledi. “İşte bu konuda haklısın.”  Yolanda patlama noktasına gelmişti.  Annesinin onu hiçbir zaman istemediğini ve sevmediğini söyledi. “Gerçekleri öğrenmenin zamanı geldi.” dedi annesi. “Sen benim hayatım boyunca mutsuzluk nedenim oldun.”

O dakikada Yolanda watsu’da uyarılan tedirginlik duygusunu hissetti. Daha sonraki psikoterapi seansında, hem annesiyle yaşadığı durumu hem de watsu tecrübesini tam anlamıyla kavrayabilmek için çalıştı. Yolanda savunmasız ve güvensiz duygularının haklılığına daha da inandıkça kendisine olan merhameti de arttı.  Bir insanla yakınlaşmaya başladıkça, onun güvensiz olduğunu düşünmesinin ve en sonunda da ilişkiyi sabote etmesinin nedenini daha iyi anlamaya başladı.  Yolanda profesyonel başarısının nedeninin müşterileri için savaşma içgüdüsünün yansıması olduğuna inandı, tıpkı kendi hayatı için savaşıyormuş gibi.

Yolanda’nın hikâyesi, çevresel faktörlerin DNA’yı değiştirmeden gen davranışları üzerindeki olası etkisinden bahsetmektedir.  Büyümekte olan bir fetüste duygular ve yaratıcılığa hâkim olan sağ beyin, dil ve soyut düşünme becerilerinin merkezi olan sol beyinden daha çok gelişir. Çocuk iki yaşına gelene kadar sol beyin büyür ve dil becerileri oluşturacak şekilde gelişimini devam ettirir. Sağ beyinde oluşan duyguların uygun davranışlar olarak dışa vurumunu sağlayan dildir.  Kökleri çok derinde olan bu duygular, dille dışa vurulmuyor bile olsa,  insan kişiliğini etkilemede çok güçlü bir etkiye sahiptir. İnsan gelişiminde de duyguların önemi çok önemlidir.

Fetüs ile ilgili bilimsel çalışmalar ilerledikçe, anne karnındaki bebeğin annesi ve çevresiyle kurduğu iletişimin aşamaları da öğrenilmeye başlanmıştır. Anne rahmi dış dünyaya kapalı bir dünya değildir, aksine içinde yetişen fetüsün dış dünyayla etkileşimde bulunduğu bir yerdir. Bebeğin dış dünyayla kurduğu iletişimin etkileri insanların hayal gücünü zorlayıcı derecede ilginçtir.

Hazırlayan: Buse Ünlü

Kaynaklar:

¹ http://www.psychologytoday.com/blog/the-favorite-child/201010/personality-begins-birth

² Watsu sıcak su havuzlarında bir pratisyen eşliğinde yapılan, tedavi edici etkisi olan bir vücut çalışmasıdır. Katılımcılar pratisyen yardımıyla, esneme, rahatlama ve çeşitli vücut hareketleri yaparlar. (http://en.wikipedia.org/wiki/Watsu)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s