PİNOKYO’NUN BURNU NEDEN UZAR?

İnsan yetişkin oldukça, hayal dünyasını “gerçek dünya” uğruna rafa kaldırmaya meyilli olur. Ancak, çocuklar henüz adım atmadıkları yetişkinliğe uzakken engin bir derya gibi görürler “uydurmaca”ları. Hayal kahramanları, hayal sihirler, hayale dayanan oyunlar ve kimi zaman “hayali gerçekler” yaratırlar. Bunlar “yalan” mıdır yoksa yalnızca hayal mi? Bir çocuk ne kadar “yalandan” tasarlayıp konuşabilir ve ne zaman yalan sınırını aşmış olur?

Aile dışında sosyalleşmenin ilk adımlarının yavaş yavaş atıldığı ilk çocukluk döneminin sonlarında (4-6 yaş), çocuğun hayal dünyası oldukça aktif ve gerçek hayatı ile iç içe geçmiştir. Çocuk, her gün yeni bir oyun icat edebilir. Çocuk hayal ile gerçek arasındaki ayrımı tam olarak oturtmamıştır. Onun için hayali çay ve kurabiyelerle oynadığı bir evcilik oyunu yaşadığı olaylar kadar gerçektir. Bu sebeple, gerçeği fantezi ürünleri ve hayal kahramanları ile süsler. Duygularını abartabilir ve yaşadığı olayları o yaşa özgü bir algı ile inceleyerek anlatır.

Bilişsel becerilerin geliştiği son çocukluk döneminde (6 yaş ve sonrası), çocuk yalan ve gerçek arasındaki ayrımı netleştirmeye başlar. Bu dönemde çocuk, kasıtlı yalanı öğrenir. Birçok sebepten yalana başvurabileceğini keşfeder. Aynı zamanda, yalanın ilişkiler üzerindeki etkisini anlamaya başlar.

Anne ve baba, yalanı teşvik edecek ortamlardan sakınmaya özen göstermelidir. Yalan söylemenin alışkanlığa dönüşmemesi önemlidir.  Yetişkinler gibi çocuk da yalanın kolaylık sağlamasını bahane ederek, cezadan, öfkeden, kızgınlık ve kırgınlıktan kaçmak adına yalana başvurabilir. Özellikle anne ve babalarına, onların kızacaklarını düşündükleri bir şey yaptığında, gerçeği çarpıtarak ya da eksik bırakarak anlatabilir. Çocuk hatasının sonuçlarından korktuğu için yalana başvuruyor olabilir. Yaptığı hatalar yüzünden hak etmediği ve ona ağır gelen cezalar uygulanmazsa, yaptığı yanlış davranışların “bedelini ödemeye” razı olacaktır ve kaçmak için yalana başvurması gerekmeyecektir.

Aynı zamanda, çocuk akranları ve kardeşleri arasında da kendini daha iyi hissetmek için özgüvenini yükselteceğine inandığı var olmayan şeyleri varmış gibi gösterebilir. Örneğin, arkadaşlarının çoğunda olan ve onda olmayan bir nesneye aslında sahip olduğunu, ancak onu evde tuttuğunu söyleyebilir. Böylece diğer çocuklardan farklı olmadığını gösterecek ve bazı durumlarda onların hayranlığını kazanabilecektir. Çocuğa sevildiğini ve koşulsuz bir desteğe sahip olduğunu göstermek önemlidir. Ailesinde aradığı ilgiyi bulan, sevilen ve kollanan bir çocukta sağlıklı bir özgüven duygusu gelişeceğinden, yalan ile kendini iyi hissetme ihtiyacı ortadan kalkacaktır.

Hatalı bir davranış sergilediğinde, çocukla konuşmak ve onu anlamaya çalışmak çok önemlidir. Onun da neden bu davranışının yanlış olduğunu anlamasını sağlamak gerekir. Eğer söz konusu olan bir yalan ise çocuğa anlayacağı bir dilde, yalanın yüzeyde görünen getirilerinin arkasında ne gibi olumsuz ve yıpratıcı sonuçlara yol açabileceği anlatılmalıdır. Çocuğun, bir cezadan kaçmak ya da daha fazla ilgi görmek adına söylenmiş bir yalanın neden söylenmemesi gerektiğinin farkına varması bir dahaki sefere yalana başvurmamasında etkili olacaktır.

Anne ve baba, konuşmanın yanı sıra çocuklarına gerçeği söylemenin daha etkili ve yapıcı olduğunu gösteren örnekler sunabilirler. Bu örnekler anne ve babanın kendi hayatlarından da olabilir, Pinokyo gibi öğretici hikayelere de başvurulabilir. Aynı zamanda, anne ve babanın çocuğa yalan söylemeyerek ve kendi hayatlarında da öğütlerini tatbik ederek model oluşturmaları önemlidir.

Çocuğu yalan söylemeye iten bir başka durum ise yüksek beklentilerdir. Yapamayacağı ve onun yaşının becerilerini aşan başarılar beklendiğinde, çocuk ulaşamadığı hedefe ulaşmış gibi gösterme eğiliminde olabilir. Anne ve babanın çocuklarını iyi tanımaları ve gelişimini takip etmeleri gerekir. Yaşına ve tabiatına uygun hedefler belirlendiğinde, çocuk çok daha rahat adımlarını atacak ve performans kaygısı yaşamayacaktır. Dolayısıyla, yalandan başarılar üretmesine de gerek kalmayacaktır.

Patolojik durumlar dışında yalan bir sebeple söylenir. Her çocuk yalanı bir ihtiyacı gidermek, bir başka deyişle bir eksiğini tamamlamak için kullanır. Anne ve babanın çocuklarının hangi konularda ve ne amaçla yalana başvurduklarını gözlemlemeleri önemlidir. Örneğin, arkadaşları onu hiç aramadığı ve hiçbir doğum gününe çağırmadığı halde ne kadar popüler olduğu hakkında yalan söyleyen bir çocuk, aslında dışlanma ile karşı karşıyayken utancından bunu paylaşamıyor olabilir.

Çocukların yalanında kötü niyet olmadığını ve yaşadıkları bir kaygı ya da sıkıntıdan kaynaklanıyor olduğunu hatırlamak gerekir. Çocukta yalan, hayatının bir alanında zorluk yaşadığına dair uyarı olarak değerlendirilebilir. Aynı zamanda, hayal gücünün eseri olan hikayeleri ve anlatımları yalanla karıştırmamak önemlidir. Pinokyo, Peter Pan, Küçük Prens gibi nice masal kahramanları çocukluğunu yetişkinliğine taşıyabilmiş insanların ürünleridir. Çocuğa hayal ile yalanı ayırt ederken destek vermek ve onun hayal dünyasını kısıtlamamak, hayallerini başarıya dönüştüren özgüvenli bir birey olarak büyümesine yardımcı olacaktır.

Şeyma Çavuşoğlu Itri

Uzman Klinik Psikolog 

seyma@nadisdanismanlik.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s