DUYGU KOÇLUĞU

Çocuklardaki Duygusal ve Davranışsal Problemler İçin Yeni Bir Yaklaşım

Ağlama krizleri, yükselen bağırışlar, içe kapanmalar… Hepsi çocukların duygusal gelişimi ve duygu düzenleme becerileri ile yakından ilişkili davranışlar. Sağlıklı, başarılı ve mutlu çocuklar yetiştirmek isteyen anne ve babaların, çocuğun duygusal sağlığı ve gelişimi konusundaki farkındalıkları ve rolü önemli. Çocuğun özgüveni, okul başarısı ve sağlıklı sosyal ilişkiler geliştirebilmesinin yolu, öncelikle duygularını düzenleyebilme becerilerinden geçiyor.

Peki, duyguların düzenlemesi konusunda anne ve babalar çocuklarına nasıl yardımcı olabilirler? Duygu koçluğu, anne ve babanın, çocuğa duygularını nasıl tanımlayabileceği ve nasıl uygun şekilde ifade edebileceği konusunda yardımcı olmasını temel alan bir yaklaşım. Bu yaklaşım ile hem anne ve baba hem de çocuk duyguları konusunda bir farkındalığa sahip oluyor, duygusal ifadeleri gelişiyor, problem çözme becerileri artıyor. Tüm bunların yanı sıra çocuğun gelişiminin her aşamasında büyük önem taşıyan, çocuk ile ebeveyn arasındaki bağ da güçleniyor.

Duygu koçluğunun temelinde, anne ve babanın öncelikle kendi duygularını ve duygularını ifade ediş tarzlarını fark etmeleri ve gerekli düzenlemeleri yapmaları, sonrasında ise çocuğun duygularının farkında olmaları yatıyor. Çocuğu empati kurarak dinlemek ve gözlemlemek, bu farkındalığın gelişmesine yardımcı oluyor. Çocuğun duygularının, anne ve baba tarafından samimiyetle dinlenmesi ve değerli görülmesi, çocuktaki ifadeyi zenginleştiriyor, aile ile paylaşımı arttırıyor ve güven ilişkisini oluşturuyor.

Anne ve baba, çocuğun duygusal ifadelerini, onunla olan ilişkilerinde hem bir yakınlık ve samimiyet aracı olarak, hem de ona duyguları öğretebilmek için aracı olarak kullanıyorlar. Duyguları, çocuğun anlayabileceği bir dil ile isimlendirmek ve çocuğu duygularını sözel olarak ifade edebilmesi için cesaretlendirmek bu koçluk sürecindeki en temel adımlar. Artan farkındalık ve ifadeyle birlikte, anne ve baba çocuğa, istenmeyen, olumsuz bir durumla karşılaştığında başvurabileceği problem çözme yollarını öğretiyor ve birlikte uygulamayı deniyorlar. Tüm bunları yaparken, anne ve baba aynı zamanda uygun sınırları koymaya da dikkat ediyorlar.

Anne ve babaların, çocuğun duyguları konusunda yaptıkları yanlışların başında, çocuğun duygularını görmezden gelme, küçümseme ve değersizleştirme geliyor. Örneğin, çocuk yere düşüyor. Anne “Bir şey oldu mu? Yaralandın mı?” diye soruyor. Çocuk bu sırada korkmuş veya utanmış olabilir. Anne bunu ya görmezden geliyor ve devam ediyor ya da görse bile “Aferin çocuğuma, düştü ama korkmadı” diyor.  Böyle bir durumda çocuğun yaşadığı duygular, ifade edilemeden kalmış oluyor.


Anne ve babalar, öfke nöbeti ve inatlaşma gibi, çocuğun yaşadığı duygusal kriz durumlarında istenilen bir davranışı gerçekleştirebilmek için sıklıkla ödül ve ceza sistemine başvuruyorlar. Ödül ve ceza uygulamaları, çocuktaki davranış değişikliğinde etkili yöntemler. Ama esas etki ve değişim, çocuğun istenilen davranışı içselleştirmesi ile mümkün. Bu da çocuk ile işbirliği sağlayarak, olayların neden-sonuç ilişkilerini açıklayarak, duygulardan konuşarak, empati becerisini kullanarak ve çocuğun içsel motivasyonunu tetikleyerek olabiliyor.

Zaman ve sabır isteyen bu süreç, anne ve babalara en başta zorlu ve sonuç getirmiyormuş gibi görünse de, esas olan hem kendimiz hem de çocuğumuz için istediğimiz hedeflere odaklanarak yılmamak ve anne-baba olarak elimizden gelenin en iyisini yapmak yolunda devam etmek.

Aslı Candan Kodalak

Uzman Gelişim Psikoloğu 

asli@nadisdanismanlik.com


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s